Doğayı sevmek değil, anlamak istedim.
Benim doğa sevgim 20lerime doğru başladı. Aslında doğa değil de doğaya ait olanın daha güzel olduğunu düşünmeye başladım. Çünkü kendine ait bir sistemi vardı ve bence çok güzel işliyordu. Tüm hayvanlar bitkiler kendi yöntemlerini bulmuş kendi savunmalarını geliştirmiş kendi bölgelerinde yaşıyorlardı. Bu detayları daha da öğrendikçe insanlardan biraz daha uzaklaştım. Kendi dertlerimizi çok önemsememeye, hatta verdiğimiz kararlara karşı çıkmaya ve biz insanları önemli bulmamaya başladım. Hayvanları ve doğayı daha haklı bulduğum dönemde insanları daha geri planda tutmak bana hiç yanlış gelmiyordu. Çünkü biz insanlar çok bencil ve keyfimize çok düşkün bir türüz. Bu keyif uğruna dünyayı ve doğayı kendi sistemimize kul ettik. Yıllar önce başlayan bu sistem insanların kendini geliştirmesiyle de daha da acımasız hale geldi bence. Sınırlarımızı genişlettik. Başka canların haklarını ihlal ettik. Kendi aramızda bile yaptık bunu. Sadece kendi tarafınızı düşündüğünüzde bence bu gelişimin ne kadar acımasız olduğunu fark etmiyorsunuz. Baktığınızda ben de insanım ve kendi sistemimi beni bu dünyada var eden sistemi savunmam gerek. Nereden çıktı inanın bende bilmiyorum ama doğayı kendimizden daha üstün görmeye başladım ben. Çünkü doğa daha masum olan daha sadece kendiyle ilgilenen başkasına zarar vermeyen ama hırslı hakkını da yedirmeyen bir varlık. 
Ve içinde barındırdıkları da öyle tabii. 
Bir hayvan sadece ihtiyacı olduğunda avlanan bir canlı. Bunlar benim fazlasıyla saygı duyduğum ve daha çok şey öğrendikçe en küçük bir böceğin güzelliğine hayran olduğum canlılar. 
Belki de bu yüzden doğada nefes alabiliyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fark ediş